Nasa’nın Artemis II görevi, insanlığın Ay’ın “karanlık yüzü”nü ilk kez doğrudan gözlemleme fırsatını sunacak. Bu 10 günlük misyon, astronotların daha önce doğrudan görmediği yüzey özelliklerini incelemesine olanak tanıyacak. Apollo görevleri sırasında, astronotların kapsüllerin izlediği yörüngeler nedeniyle bu bölgenin tamamını görebilmesi mümkün olmamıştı. Artemis II, en erken 1 Nisan 2026’da fırlatılması planlanıyor ve insanlığın 50 yılı aşkın bir süre sonra Ay’ın yakın çevresine yeniden gitmesine olanak sağlayacak.
Arizona Üniversitesi’nden Ay ve Gezegen Laboratuvarı profesörü Jeff Andrews-Hanna, “Ay’ı insanlık tarihi boyunca gözlemledik, astronotlar ve birçok robotik görev Ay’ı ziyaret etti. Buna rağmen hâlâ temel düzeyde anlamadığımız çok şey var,” dedi. Bu görev, Ay’ın yüzeyinin daha kapsamlı bir resmini sunacak ve Ay’ın evrimi, su varlığı ve yüzey bileşimi hakkında yeni bilgiler sağlayacak.
Ay Yüzeyinde Su Bulundu
Apollo görevlerinde toplanan örnekler, Ay’a dair mevcut bilgimizin temelini oluştururken, son yıllarda yapılan analizler, kuru olduğu düşünülen kayalarda hapsolmuş su bulunduğunu ortaya koydu. Apollo görevleri, Ay’ın Dünya’ya bakan yüzündeki ekvator yakınlarında gerçekleştirildi ve bu nedenle Ay’ın çeşitliliği tam olarak temsil edilmedi. Artemis programı çerçevesinde farklı Ay bölgelerinin incelenmesi, yüzeyin ve bileşiminin daha bütüncül bir resmini ortaya koyabilir.
Ay’ın Kökeni ve Çarpışma Teorisi
Kabul gören teoriye göre, Ay, Mars büyüklüğünde bir gökcisminin Dünya’ya çarpması sonucu oluşan erimiş maddeden meydana geldi. NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nden Noah Petro, “Ay’ı Dünya’nın sekizinci kıtası olarak görüyorum. Ay’ı incelediğimizde aslında Dünya’nın bir uzantısını inceliyoruz,” dedi. Apollo örneklerinde bulunan nadir bir magmatik kaya türü olan anortozit, Ay’ın bir dönem tamamen erimiş magma okyanusuna sahip olduğunu göstermektedir.
Ay’ın iki yüzü arasında belirgin farklılıklar bulunmaktadır. Yakın yüz, ince kabuk yapısı ve alçak topoğrafyasıyla dikkat çekerken, uzak yüz daha kalın bir kabuğa ve daha yüksek rakımlara sahiptir. Andrews-Hanna, “Ay neredeyse her açıdan asimetrik ve bunun nedenini bilmiyoruz,” ifadelerini kullandı.
Güney Kutbu-Aitken Havzası’na Dikkat
Bilim insanlarının özellikle ilgisini çeken bölgelerden biri, Ay’ın uzak yüzünde yer alan Güney Kutbu-Aitken Havzası. Yaklaşık 2.500 kilometre çapı ve 8 kilometreyi aşan derinliğiyle bu krater, Ay yüzeyinin yaklaşık dörtte birini kaplamaktadır. Petro, “Yaşını belirlemek, Güneş Sistemi’nin erken tarihine dair bir Rosetta Taşı bulmak gibi olur,” dedi.
Artemis II sırasında Orion kapsülü, Ay’a 6.400 ila 9.600 kilometre mesafeden yaklaşacak. Astronotlar, Ay’ın uzak yüzü üzerinden yaklaşık üç saat sürecek bir geçiş sırasında çarpma kraterlerini ve antik lav akıntılarını görüntüleyecek ve gözlemlerini Houston’daki Johnson Uzay Merkezi’ndeki bilim insanlarına anlık olarak aktaracak.
Gelecek Görevler ve Araştırmalar
Artemis III ve IV görevlerinde, Ay’ın güney kutbuna iniş yapan astronotlar, gözlem yapacak, deneyler kuracak ve örnek toplayacak. Şu ana kadar Apollo ve robotik görevlerle Ay yüzeyinin yalnızca %5’inden örnek alındı. Güney kutbunda kalıcı gölgede kalan kraterlerde hapsolmuş buz miktarı, araştırmaların önemli bir konusunu oluşturuyor. Paul Hayne, “Kutsal kase, ne kadar buz olduğu ve nereden geldiği,” dedi. Artemis V görevi çerçevesinde, dondurulmuş örneklerin Dünya’ya getirilmesi için Ay’a bir dondurucu sistem gönderilmesi planlanıyor.
Artemis programı, “Ay’dan Mars’a” stratejisinin parçası olarak görülüyor. Ay’da geliştirilecek teknoloji ve altyapı, ileride insanlı Mars görevlerinin temelini oluşturmayı hedefliyor. Bilim insanları, Artemis görevlerinin Ay’a dair hikayeyi tamamlamaya bir adım daha yaklaştıracağını ve insanlığın Güneş Sistemi’ndeki yerini anlamasına katkı sağlayacağını düşünüyor.
İnsanlık, Artemis II görevinden elde edilecek verilerle Ay’ı daha iyi anlama fırsatı bulacak ve gelecekteki keşifler için önemli bir temel oluşturacak. Yorumlarınızı ve düşüncelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın!